Türkiye henüz 4.5G'ye geçmeden önce, telekomünikasyon şirketleri abonelerini gerekli donanım için hazırlamaya başlamıştı. Bu kapsamda yeni cihazlar tanıtıldı, haftalar öncesinden SIM kart değişimlerine başlanıldı. Hatta şimdiye kadar 52 milyon abonenin SIM kart değiştirdiği belirtiliyor.
Yeni teknolojiyle birlikte SIM kartlar gibi cihazlar da değişiyor. Piyasadaki cihazların tümü 4.5G uyumlu değil. Yani sadece kart değiştirmek 4.5G'yi kullanmaya yetmiyor. 
İkinci el telefonlara doping
Türkiye'de bir ürünün fiyatına birçok unsur etki ediyor. Örneğin bir bölgeye metro ağının gelmesi o bölgedeki ev fiyatları yukarı çekiyor. Yahut 0 km otomobillere ÖTV zammı yapıldığında, ikinci el araç fiyatları da artıyor. Ancak söz konusu 4.5G ise, ikinci elde beklenti bunun aksi yönünde.
4.5G uyumlu cihazlara olan yoğun talep, uyumlu olmayan cihazların fiyatını düşürebilir. Telekomünikasyon şirketlerinin de yeni telefonlar için sunduğu fırsatlar, bu süreci daha da hızlandırabilir. Böylece türlü özelliği barından, ama 4.5G'de sınıfta kalan akıllı telefonların fiyatı düşebilir. Böylece bu cihazlara ulaşmak eskisinden daha kolay hale gelebilir.
Para yurt dışına kaçmasın!
İşin diğer boyutu ise ülke ekonomisi için korkutucu pozisyonda. Türkiye, akıllı telefon üretiminde üst sıralarda yer almıyor. Bu konuda ithalatçı ülke konumunda. Üstelik yeni dönem akıllı telefonlar oldukça yüksek fiyat etiketine sahip. Dolayısıyla milyonlarca lira yurt dışına çıkabilir. Daha da önemlisi, ikinci elde satışlar artmazsa, bugüne kadar ithal telefona ödenen milyarlarca lira çöpe gidebilir.
4.5G teknolojisi, müşteri açısından bakıldığında, iyi bir ikinci el telefon almak isteyenlere kapıyı aralarken, ülke ekonomisi açısından milyarlarca doların kaybına neden olabilir. Bu konuda alınabilecek en güçlü önlem ise yerli marka sayısını arttırmak ve kullanıcıları bu markalara yöneltmek.