2014 yerel seçimlerine yönelik en ateşli siyaset,  hiç kuşkusuz  Dilovası’nda gerçekleşiyordur. Sonucu en fazla merak edilen ilçe de, yine Dilovası’dır.

Böyle olmasının bir çok sebebi var.

Ayrıntılara girmeden önce şunu belirtelim; Dilovası’nda asıl rekabet ve kıran kırana bir seçim sürecinin başlaması , AKP’nin adayını açıklamasından sonra gerçekleşecektir. Şu an yapılanları birer prova olarak değerlendirebiliriz.

Peki niçin Dilovası’nda siyaset ‘kıran kırana’ geçer?

Çünkü ilçede siyaset kaygan zemin üzerine kurulmuş, feodal  ilişkilerle yürütülmektedir. Genel analize geçmeden önce mevcut  isimleri irdelemek ve 1987 yılına gitmek gerekir. Daha sağlıklı yorum yapılabilmesi için bu iki unsuru bilmek lazım.

Bilindiği üzere Dilovası’nda önce CHP adayını açıkladı.

Ercan Dalkılıç’ın CHP adayı olması  ilçede var olan AKP  rüzgarını etkilediği gibi, yok olmak üzere olan CHP oyunu da zirveye taşıdı. Dalkılıç, Dilovası’nın  Kurucu  Belediye  Başkanı olarak üç dönem görev yaptı ve daha da önemlisi siyasette her daim belirleyici oldu. Gücü tartışmasız devam ediyor.

Bir de AKP var..

AKP...

Niçin böyle diyoruz?

Zira bugüne kadar partiler üstü siyasetin gerçekleştiği, kişiler bazında siyasetin kendini gösterdiği Dilovası’nda , artık gelinen  noktada siyasi parti olgusu kabul görmüş durumdadır. Bu da AKP’dir.

Yani düne kadar ‘Dalkılıç-Halit Yaşar’ çekişmesinin yaşandığı  Dilovası’nda, bundan böyle AKP ve diğer partilerin adayları var olacak.

Gelelim AKP’ye..

Mevcut Başkan Cemil Yaman genç, başarılı, temiz bir insandır. Pırıl pırıl bir siyasetçi. Daha önceleri çok yazdım; tekrar etmekte sakınca yok. Cemil Yaman, Dilovası’nda partisinin geleceğe açılan kapısıdır. Partisi aday gösterirse ki, ibre onu gösteriyor; seçimlerde başarılı çıkmasının önünde bir engel yok.

Bir de Halit Yaşar gerçeği var...

Bu analizleri yapmamızın bir sebebi de önceki gün aday adaylığını açıklayan Halit Yaşar’ın sahneye çıkmasıdır. Halit Yaşar denilince benim aklıma ‘Su’ gelir.

Evet, Yaşar’ı her gördüğümde onun gerçekleştirdiği en önemli hizmetlerinin başında yer alan ‘su’yu hatırlarım. Bugün Ercan Dalkılıç’ın, Cemil Yaman’ın  ve diğer adayların evlerinde akan suyun mimarı da Halit Yaşar’dır. Dilovası’nın su sorunu kökünden halleden ve halkı suyla buluşturan Belediye  Başkanı Halit Yaşar’dır.

Şimdi Yaşar’ın ‘Bende varım’ demiş olması, ilçede bugüne kadar yapılan hesap kitapları mutlak değiştirecektir. AKP’de karar elbette Ankara’nın işi. Bir tarafta Cemil Yaman gibi  tabanı arkasında tutan çalışkan bir belediye başkanı var, diğer tarafta Dilovası’nda iz bırakan, deneyimli ve proje adamı  bir Halit Yaşar ... AKP’deki  diğer aday adaylarına fazlaca şans vermediğimden yorumlama yapmıyorum.

1987’ye gidelim..

Bu satırların yazarı için son derece zor bir yazıdır bu. Duygusallığı bir tarafa bırakıp, olabildiğince objektif gazeteci ruhuyla yazmaya çalışıyorum. Zira, 1987-1994 yılları arasında belediyede ‘Başkan Danışmanı’ sıfatıyla aktif görev almış, Dalkılıç’la çalışmış ve bundan da onur duymuş  gazeteciyim..  Diğer taraftan  Halit Yaşar’da,  Cemil Yaman’da dostlarımdır.  Her ikisiyle de  halen devam eden gönül bağım var.  Yaman’ı da, Yaşar’ı da çok önemser ve severim, takdir ederim.. Böylesine  bir üçlemde yazmanın zorluğunu okurlarımızın takdirine bırakıyorum.

‘Dilovası’nda kaygan  zeminde siyaset yapılır’ dedim ya. Bir örnekle açıklayayım. Hatıra.

1994 yerel seçimleriydi.

Ercan Dalkılıç ANAP’ın, Halit Yaşar RP’nin adaylarıydı. ANAP’ın belde başkanlığı şu anki belediye binasının tam karşısında bulunan  Yıldız Lokantasının üstündeydi. Balkonlu , ikinci kat. RP’nin teşkilatı ise  şu an Ovam Tıp Merkezi’nin olduğu yerdeydi. Sandıklar açılmış,  sonuçlar geliyordu. O tarihte  ANAP’ın propaganda yöneticisiydim. Gelen sonuçları balkona çıkıp anons ediyordum. ‘’ANAP şu kadar önde’ dediğimde binanın önünü dolduran binlerce kişi, ‘’Başkan Ercan ‘ diye slogan atıyordu. Bir süre sonra yeni sonuçları açıkladığımda Halit Yaşar’ın RP’si önde görünüyordu ve onu da anons ediyordum. ‘’RP şu kadar önde ‘ şeklindeki anonsum sonrası, ANAP’ın önünü dolduran kitlenin saniyeler içinde RP önüne yöneldiğini ve ‘’Başkan Halit’ sloganlarının Dilovası’nı inlettiğine şahit oluyordum. Nitekim o tarihte ki seçimleri 46 oy farkla da  olsa  Halit Yaşar kazanmıştı. ANAP’ın önünde kimse yoktu. Herkes Halit Yaşar’a görünmek için Refah Partisi’nin önünü doldurmuştu. Teşkilatta Dalkılıç, ben, rahmetli Mehmet Laç, İbrahim Yıldırımtaş gibi 10-15 kişi kalmıştık.

Demem o ki; Dilovası’nda siyaset zor ve meşakkatli bir oyundur. Halit Yaşar’ın çıkışıyla AKP’de dengeler kesinlikle değişecektir. En rahat olan Dalkılıç’tır. MHP geçmişte yaptığı sürprizi yapacak konumda değildir. BDP seçimlere asılacaktır.

Şu da bir gerçek; Dilovası’nda seçimler Ercan Dalkılıç ile AKP arasında geçecektir. Eğer Cemil Yaman AKP’nin adayı olursa , ‘’AKP-Dalkılıç’’ yarışını izleyeceğiz. Şayet Halit Yaşar aday gösterilirse, seçimler çok daha heyecan yaratacaktır. Sadece  ‘’Dalkılıç-AKP’’ seçimi değil,  ‘Dalkılıç-Halit Yaşar’ düellosu olacaktır.

Sonuç ne olur peki?

Bir hikaye anlatayım, tebessüm olsun diye...Ramazan ayında köylüler fitre-zekat vereceklermiş, fakat kime vereceklerinde kararsızlarmış. ‘Ne yapalım nasıl edelim’ derken  köyün imamına sormaya karar vermişler. Gitmişler imamın yanına. ‘İmam efendi, biz bu sene fitreyi kime verelim?’ diye akıl sormuşlar. İmam hiç düşünmeden, ‘’Mehmet Ağa’ya verin’’ demiş. Köylüler şaşırmış. ‘’Nasıl olur! O , koskoca Ağa’dır. Kırk tane köyü var, binlerce marabası var. Fitre vermek olur mu?’’

İmam cevabı yapıştırmış.. ‘’Siz Allah’tan  iyimi bileceksiniz. Baksanıza Allah’ta hep ona veriyor.’’

Dilovası’na dair bizim şahsi düşüncemize gelince...Onu da bir başka hikaye ile anlatmaya çalışalım.

Diyarbakır’da iki kişi bir taksiyi çevirmiş. Geçip arkaya oturmuşlar. ‘’Bizi valiliğe götür’’ demişler. Giderken taksiciye sormuş  biri. ‘ Şoför bey, burada vatandaşa kötü muamele yapıldığı söyleniyor. İnsanları yok sayıyorlarmış, önemsemeyip değer vermezlermiş. İşkence falan varmış, doğru mu?’

Taksici bakmış adamlar gran tuvalet. Ellerinde siyah bond çanta. Kelli felli. Siyah takım elbiseli falan. Üstelik valiliğe gidiyorlar. Belli ki resmi adamlar.

‘’Yok beyim, yok öyle bir şey. Hepsi iftira. Burada her şey güllük güneşlik. Bütün ahali hayatından memnun. İftira yeminle.’’

‘’O zaman müsait yere çekte inelim. Boşuna geldik buraya. Biz , Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden geliyoruz.’ demiş birisi.

Bu söze karşılık taksici  açmış ağzını..

‘’ Durun inmeyin. Burada anamız ağlıyor. İşkence var, zulüm var, dayak var..Her şey var.’’

Adamlar şaşırmış bu duruma. ‘’Kardeşim demin farklı diyordun şimdi daha farklı. Hangisi doğru.?’’

Taksici vermiş cevabı.. ‘’İlk söylediğim benim gayriresmi görüşümdü, son söylediklerim resmi görüşümdür.’

Dilovası’na gelince...

Artık imama mı sorarlar, taksiye mi binerler onu bende bilmiyorum.

Ercan Sarıçam - Nefes Gazetesi Baş Yazarı