Saadet Partisi Dilovası İlçe Başkanı Erkan Bilikli, corona virüs nedeniyle bir mesaj yayımladı.


Bilikli ‘’İnsanlığı etkisi altına almış salgın nedeni ile Dünya farklı bir eğilim içerisinde, tüm ülkeler sistemsel alt yapılarında ki güçlü ve zayıf yönleri ile beraber çetin bir sınav vermektedir. Mikro boyuttaki virüse karşı insanlık açık, net bir Dünya savaşının içerisindedir. Şüphesiz ki insan sadece tedbir ile mükelleftir ve bu tedbirleri aldıktan sonra her şeyi yaratan yüce Rabbimizden af, mağfiret ve bu virüsün ortadan kalkması dahil olmak üzere selamet niyaz ederek ram olmalıdır. Tedbir kuldan, takdir yüce ALLAH’ tandır. Tevekküle ait daire budur.

Birkaç öncesine gidelim. Covid-19, artık herkesin bildiği üzere koronavirüse dair bir pandeminin söz konusu olmadığı dönemlere.. Ortadoğu’ da kan durmuyor, nükleer tehditler altında artık demokrasi ifadesi dahi bir mazeret! Olarak kullanılmıyor, ülkeler açık bir şekilde işgal ediliyordu. Bombalar altında kalan masum halkın o çaresizce feryatları ile cesetleri enkazlar altında kalıyor, bırakılıyor. Denizlerde boğulan ve kim bilir hangi acı ile seslenen annelerin ellerinden çocukları uzaklaşıyor, o masum o kimsesizlerin minicik bedenleri kıyılara vuruyordu. Dünya emperyalist bir bakış açısı ile sadece faydacılık güderek birbirlerini güçlü – güçsüz ayırımı ile eziyordu. Modern olarak kendini tanımlayan Dünya akan kana seyirci olurken evlerini, şehirlerini, ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan milyonları dikenli teller ardında atılan gaz bombalarına, insanlık dışı uygulamalara ekranlarda yer verip bir takım politik ifadeler ile geçiştirme çabasına giriyordu. Açıkçası bir taraftan Dünya kan ile yönetilirken, insanın insana yaptığı zulüm yeryüzünde büyük bir bozgunculuk çıkarırken küresel sermaye, sanayi ile doğanın işleyişi materyalist bir bakış ile çarpıklaşmanın zirvesini yaşıyor, iklimsel değişiklikler küreyi tehdit ediyor, solunan havaya, basılan toprağa, kullanılan suya kadar bir takım geçici söylemler eşliğinde her şey kirletiliyordu. Durdu mu? Belki hayır ama sınırlar tanımayan, hızla bulaşan ve kişi ayırt etmeksizin öldürücü etkisi ile tüm insanlığı tehdit eden bu salgın, içinde bulunduğumuz Dünyayı doğru kullanmamız gerektiğini, kan ve gözyaşı olmadan da bir arada insanca bulunulabileceğini ve sosyal birlikteliklerde dâhil olmak üzere birçok eksikliği görüp, insanlığın ortak hareket gerekliliğine dair önemli mesajları verdiğini de görebiliyoruz.
Yeni Dünya düzeni denilebilir veya korona öncesi ve sonrasında. Başka başka bir çok tanımlamalar. Gelinen nokta günlük selamlaşmaları yakın temastan uzak hale getirmiş, bir araya gelmeleri askıya almış, aynı evin içerisinde ki aile üyelerine dahi sosyal mesafe oluşturmuş, ülkelerin ülkeler ile sınırları izole edilirken, ülkeler arasında şehirler, sonraki adım kentler ve tüm bir arada bulunuşlar ertelenmiştir. Ne zamana kadar? Tahmini olmakla sınırlı sürelere kadar.. Ülkelerin birbirlerine sınırlarını kapatması, içe doğru çekilmesi yerli üretimin tıbbi malzemeler, gıda vesaire tüm özellikleri ile ne kadar önemli olduğu ortaya çıkarken ülkeler adeta bir ev gibi içeriden anahtarı alıp kapıyı kapatmaktadır. Ve bizim evimiz Türkiye’ dir. Ailemiz Türkiye’ dir. Birlik ve beraberliğimizin adresi Türkiye’ dir. Bu anlamda alınan tedbirlerin her birimize, yakınlarımıza, hasılı aynı çatı altında bulunan 83 milyonun sağlığına dair önlemler olduğunu bilerek hareket etmek zorundayız. Tedavinin tek başına bir önlem olmadığı, izolasyon ile tedavi sürecine gerek kalınmayacağı tüm Dünya’ da bilinen bir gerçeklik halini almıştır. Bu savaşta başarılı olabilmenin görünen formülü yayılımı azaltmak, sosyal izolasyonu arttırmaktır. Bu süreçten güçlü bir şekilde çıkmak hem bugün hem yarınlarımız için çok önemlidir. Bugün atılacak adımlar, alınacak tedbirler ve bunlara birlik, beraberlik şuuru içerisinde göstereceğimiz reflekslerin şekli yeni Dünya düzeninde ülkemizin nasıl bir yer alacağına da muhakkak bir istikamet çizecektir.

Alınan tedbirler ve bu anlamda atılan adımlarda merkezi hükümetin, buraya bağlı bakanlıkların, illerde valiler ve büyükşehir / şehir belediyelerinin, kaymakamlıklar ve ilçe belediyelerinin yine tüm bunlar ile il sağlık, emniyet ile ilçe sağlık, emniyet birimlerinin ortaya koyacakları uyum, koordinasyon mutlak surette sürece dair seyrin pozitif veya negatif yönde ki işleyişine olanak sağlayacaktır. Bu bağlamda aile hekimliklerinden muhtarlara, sivil toplum kuruluşlarından imamlara, mahalle muhtarlıklarından yerel yönetimlere kadar tüm adımlar en iyi şekilde analiz edilmeli, bir fikir havuzu oluşturmak sureti ile en sağlıklı adımlar tayin edilmelidir. İhmale gelmeyecek bu salgın konusunda tespitler başvuru olmaksızın da ne kadar tespit edilir ve pozitif vakalar ortaya çıkarılır ise izolasyonda o kadar yerindelik ilkesini, anlam bütünlüğünü sağlamış olur. Birlik ve beraberlik şuuru içerisinde her birey, siyasi kuruluş ve tüm oranlar aynı çatı altında bulunduğumuz vatanımıza katkı sunmayı borç bilmeli ve adımlarını o yönde geliştirmelidir.


DİLOVASI HAVA KİRLİLİĞİ İLE DİZİLERE KONU
Tüm bunlar ile beraber yaşadığımız ilçe olan Dilovası malumunuz hava kirliliği ile dizilerde mizah konusu olmuş, gece bültenlerinde bu bağlamda ağır hastalık ifadelerine muhatap tutulmuş, yıllardır ulusal ve uluslararası basında konu olarak ele alınmıştır. Herkesin malumu olan ve çevre ilçe, illerde yaşayan birçok tanıdığımızın dahi kente dair uğrayış ve geçişlerinde hava kirliliği farklı betimlemeler ile değerlendirilmiş ve değerlendirilmektedir. Sürece dair hassasiyetler nedeni ile konu hakkında gösterilen ihmal ve yapılması gerekenlere çok fazla değinmek istemiyorum. Yalnız bilindiği üzere Covid-19 adlı virüsün, yani koronavirüsün hedef alanı solunumdur. Dolayısı ile ile hiçbir siyasi farklılaşmaya, ayrışmaya mahal vermeksizin ülkece ortaya koyduğumuz ve koymamız gereken birlik ve beraberlik sürecinde, Dilovası ilçesinde ki bu özel durum göz ardı edilmeksizin tıpkı Zonguldak ilimiz gibi özel kapsamda değerlendirilmesini tavsiye ediyor, bu konuyu değerlendirme tasarrufu elinde bulunan Sayın Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanımızın olumlu yönde değerlendirme yapmalarını bekliyoruz.
Tüm bu duygu ve düşünceler içerisinde bu salgın hastalığı korku ve panikle değil, sabırla ve sükûnetle, karar ve azimle hep birlikte başaracağımıza olan inancımızla, Türkiye olarak yeneceğimizi belirtiyor, milletimizin ve tüm insanlığın bu beladan selamete kavuşmasını yüce ALLAH’ tan niyaz ediyorum’’ dedi.