DEM Parti heyetinin İmralı’da gerçekleştirdiği görüşmenin ardından kamuoyuyla paylaşılan metinde, Abdullah Öcalan’ın özellikle Kocaeli’nin İzmit ilçesine yaptığı tarihsel atıf dikkat çekti. Öcalan, Mustafa Kemal’in 1921 yılında İzmit’te gazetecilerle gerçekleştirdiği toplantıya değinerek vatandaşlık, demokratik toplum ve yerel demokrasi konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ÖCALAN’DAN 1921 İZMİT BASIN TOPLANTISINA DİKKAT ÇEKEN ATIF
İmralı’da gerçekleşen görüşmenin ardından paylaşılan metinde Abdullah Öcalan, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde İzmit’in önemli bir merkez olduğunu vurguladı. Öcalan, Mustafa Kemal’in İzmit’te yaptığı basın toplantısına atıf yaparak şu ifadeleri kullandı:
“Mustafa Kemal’in kendisi 17 Ocak 1921 İzmit basın toplantısında Kürtlere dair tespitlerde bulunuyordu. Bu cumhuriyet kesinlikle Kürtsüz inşa edilmedi. Bunu inkâr edenler, her gün sivri ve tahripkar bir dille her sözü söylüyorlar”
Bu açıklama, Cumhuriyet’in kuruluş döneminde İzmit’in siyasi ve tarihi rolünü yeniden gündeme taşıdı.
Bilindiği üzere, Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı sürecinde İzmit’te düzenlediği basın toplantısı, dönemin siyasal yaklaşımını ortaya koyan önemli temaslardan biri olarak kabul ediliyor.
VATANDAŞLIK TANIMI VE “ÖZGÜR YURTTAŞ” VURGUSU
Öcalan, metinde vatandaşlık kavramına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak vatandaşlığın etnik, dini veya ideolojik kimlikten bağımsız bir bağ olduğunu ifade etti.
Öcalan’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Bir vatandaşlık tanımı meselesi var. Vatandaşlık, devletle kurulan bağı ifade eder. Vatandaşlık; etnisiteye, dile, inanca, düşünce sistemine bakılmaksızın devletle bağlılığı anlatır. Mesela sosyalist mi, kapitalist mi, Müslüman mı, Hıristiyan mı, Kürt mü, Arap mı fark etmez. Hepsi devlete vatandaş olabilir. Ben özgür yurttaş demeyi tercih ediyorum. Anayasal vatandaşlık da denebilir ama özgür yurttaşlık, bundan daha geniştir. Dininde özgür olacak, milliyetinde özgür olacak, düşüncesinde özgür olacak. Türkiye’deki vatandaşlık tanımı bunu karşılıyor mu? Biraz muğlaktır. Dinsel, ideolojik ve milliyetsel, ulusal anlamda varlığını özgürce ifade edecek ve örgütleyecek. Bu da demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir şekilde yapılacak.
Özgür yurttaş dinini, mezhebini, düşüncesini ifade ederken ne kadar özgürse ulusal aidiyetini ifade ederken de o kadar özgür olmalıdır. Başkasına dinini ve dilini empoze edemiyorsan, milliyetini de etmemelisin. Herkes kendi milliyetini, kimliğini özgürce ifade edebilmeli.”
“DEMOKRATİK TOPLUM İNŞASINDA ŞİDDETE YER YOK”
Metinde öne çıkan başlıklardan biri de demokratik toplum ve şiddet konusuna ilişkin değerlendirmeler oldu. Öcalan, demokratik toplum modelinin temelinde şiddetin yer almadığını ifade ederek şu açıklamayı yaptı:
“Biz Demokratik Toplum olarak yaşamak istediğimizi söyledik ve başına da “Barış”ı koyduk. Demokratik toplum, toplumsal hüviyetini özgürce inşa edebilmeyi ifade eder. Toplumun kültürel unsurları vardır; sağlık kurumları, eğitim ve spor kurumları, hastaneleri, ekonomi kurumları olur. Toplum bunları özgürce inşa edebiliyorsa demokratik bir nitelik kazanır. Güçlü devlet bunun esnekliğini gösteren devlettir.
Bunlar entegrasyonumuzun ana ilkeleri ve örgütlenme modelidir. Burada üniter devlet de dahil milliyetçilik, dincilik anlamına gelecek bir şey yoktur. Demokratik toplumun kurumlarından ve inşasından söz ediyoruz. Şüphesiz burada şiddete hiçbir şekilde yer yoktur. Demokratik Cumhuriyete entegrasyon Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli. Bütün çalışmalarımızı Demokratik Cumhuriyet esprisi ile yürütüyoruz. Kürtlerin entegrasyonu, Cumhuriyet’in en temel ayaklarından biri olacaktır. İki yüz yıldır baş aşağı giden kardeşliği, ayakları üzerine kaldırıyor ve kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Bu, yeni yüzyılın, hatta yeni bin yılın inşasıdır.”
YEREL DEMOKRASİ VE YEREL YÖNETİMLER MESAJI
Metinde yerel yönetimlerin rolüne ilişkin değerlendirmeler de yer aldı. Öcalan, yerel demokrasi kavramını şu sözlerle açıkladı:
“Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır. Suriye için de önerdiğimiz de budur. Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli. Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur.”
“SİLAH VE ŞİDDET TERK EDİLMİŞTİR” MESAJI
Öcalan, metnin son bölümünde güvenlik politikaları, siyaset ve demokratik süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Bu öneriler, bulundukları yerlerde sadece Kürtlerin de bütün diğer halkların ve inanç topluluklarının da varlığını ve hukukunu gözetir. Tarih, Kürtleri bir kenara bırakarak yapılmadı. Kürdistan’ı ilk ilan eden Sultan Sencer’di. Kanuni sırtını oraya yasladığını söylüyordu. Kürt korkusuna dayalı bir siyasetten, Kürtleri bir fobi ve korku halinde görme siyasetinden çıkmak gerekir.
“Bizim meselemizin bir güvenlik boyutu vardır, fakat ondan daha geniş kapsamda siyasi bir boyutu vardır. Çünkü biz siyaset yapacağız. Silah ve şiddet terk edilmiştir. Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz. Toplumumuzun ekmek ve su kadar buna ihtiyacı var. Her şey güvenliğe boğulmamalıdır. Güvenlik siyaseti, siyaset de güvenliği esas almalı. Biz siyasi bir topluluk olacağız: Demokratik siyaset topluluğu.
Kürtlerin birliği meselesinde gerek Kürtlerin kendi içinde gerek parçalı Kürtlerin kendi aralarındaki ilişki biçimine benim önerim “Demokratik Birlik”tir. Bu, ayrı bir devlet değil, kapsamlı bir demokratik yönetim ilkesidir.”
İZMİT’İN TARİHSEL ÖNEMİ YENİDEN GÜNDEMDE
Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde stratejik bir merkez olan İzmit, Kurtuluş Savaşı yıllarında siyasi temasların gerçekleştiği önemli şehirlerden biri olarak biliniyor. Mustafa Kemal’in 1921 yılında İzmit’te gazetecilerle yaptığı toplantı, yeni devletin temel yaklaşımının şekillendiği kritik görüşmeler arasında yer alıyor.
DEM Parti heyeti ile yapılan görüşmenin ardından yayımlanan metinde İzmit’in bu tarihsel rolüne yapılan atıf, kentin Cumhuriyet tarihindeki yerini yeniden gündeme taşıdı.




