Ticaret odası dediğimiz yer, bir şehrin sessiz kalp atışıdır. Esnafın derdi de ihracatçının talebi de orada buluşur.
Bu yüzden oda başkanı olmak makam değil, omuz işidir.
Üyesinin derdiyle dertlenmeyen bir yönetim, ne kadar parlak konuşursa konuşsun temsil görevini yarım yapar.
Kocaeli bu işin ne demek olduğunu iyi bilir.
Üretimiyle, ihracatıyla, hazineye bıraktığı katkıyla Türkiye'nin lokomotif kentlerinden biridir.
Sanayi Odası'nın yanında üç ticaret odası bu gücü taşır.
Kocaeli ve Körfez sandığını kapattı.
Şimdi sıra Gebze'de.. 3 Kasım Salı.
Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası'nı kucaklayan oda, yaklaşık 29 bin üyeli dev bir çatı.
Ama sandığa gidebilecek faal üye yaklaşık 16 bin.
Yani kaderi kağıttaki kalabalık değil, o gün gerçekten kapıdan giren on altı bin kişi belirleyecek.
Yarışta üç isim var..
Mevcut Başkan Abdurrahman Aslantaş, Meclis Başkanı Oğuz Şerifalioğlu ve Polat Çaçanoğlu.
Çarşı ile fabrikanın dili farklıdır.
Çarşı yüze bakar, tanışıklığa, "derdimle ilgilendi mi?" sorusuna.
Aslantaş'ın en görünür desteğinin Gebze çarşı esnafından geldiği konuşuluyor.
Fabrika ise rakamla konuşur, sessizdir, hesaplıdır.
Şerifalioğlu'nun sanayici cephesinde daha güçlü olduğu söyleniyor.
Ama bu ayrım bir harita değil, olsa olsa bir kroki.
Sanayici tek ağızdan konuşmaz, esnaf tek elden oy vermez.
"Hazır oy" cümleleri, sandık açılana kadar yalnızca birer tahmindir.
Üyenin sorması gereken sorular da basit.
Bu aday bana ulaştı mı?
Derdimi dinledi mi?
Sesimi doğru kapıya taşıdı mı?
Kapısı yalnızca seçim zamanı mı açılıyor?
Bu sorulara verilecek dürüst cevaplar, hiçbir kampanya sloganının veremeyeceği netlikte bir yol haritasıdır.
Kazanan kim olursa olsun, asıl kazanan çarşıyı da bacayı da aynı derinlikte tanıyan bir oda anlayışı olmalı.
Çünkü Gebze'de ticaret de sanayi de aynı kaldırımdan yürür.
Kararı sandık verecek. Bize düşen, o güne kadar soru sormak, sonrasında verilen sözleri unutmamak.




